Picture
Vicdani Ret Haftası (12-20 Mayıs)

  15 Mayıs Platformu olarak hazırladığımız Vicdani Ret haftası etkinlikleri ile ilgili program aşağıdadır. Etkinliklerimize aktif katılımınızı ve kendi iletişim gruplarınızda ya da yayın organlarınızda duyurusunu yaparak daha geniş çevrelerce de bilinir olmasını sağlamak konusunda desteklerinizi bekleriz.

Daha geniş bilgi ve iletişim için Merve Arkun (0554 741 22 25
merve_arkun@hotmail.com ) ile görüşebilir, www.savaskarsitlari.org ve www.barisicinvicdaniret.org sitelerine bakabilirsiniz.


15 MAYIS PLATFORMU

Bugün 15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler Günü...

1993 yılı Temmuz ayında Ören, Milas'ta 40 ülkeden 90 kişinin katılımıyla 8. si gerçekleştirilen ICOM-Uluslararası Vicdani Retçiler Toplantısı'nda 15 Mayıs'ın Dünya Vicdani Retçiler Günü olması kararlaştırılmıştı.

1996 yılında vicdani retçi Osman Murat Ülke'nin tutuklanmasıyla başlatılan protesto etkinliklerinden biri de -1997 yılı 15 Mayıs'ında ilki gerçekleştirilen- Dünya Vicdani Retçiler Günü olmuştu.

O günden beri hemen her yıl 15 Mayıslarda çeşitli etkinlikler yapılır oldu.

Vicdani ret bireyin dini, politik ya da ahlaki gerekçelerle askerliği reddetmesidir. Esas olarak da savaş karşıtı bir tavırdır.

Bizler, vicdani retçiler, savaş karşıtları ve antimilitaristler olarak yaşanmakta olan savaşa ve militarizme karşı duruşumuzu, tavrımızı yapacağımız etkinliklerle dile getirip daha da geliştireceğiz.

Militarizm her yönüyle varlığını sürdürüyor. 47 Avrupa Konseyi ülkesi içinde vicdani red hakkını tanımayan tek ülke Türkiye'dir. 'Halkı askerlikten soğutmak' gibi tamamen militarist bir ceza maddesine dayanılarak insanların yargılandığı ve hapse atıldığı bir ülkedeyiz...

Bu yıl, 15 Mayıs Platformu olarak 9 güne yayılan etkinliklerle Dünya Vicdani Retçiler Günü'nü gerçekleştireceğiz.

Bu etkinliklerde;


Savaşın çocuklar üzerindeki etkilerini ele alacağız. Süren savaşı kendi bedenleri üzerinde deneyimleyen ve de buna karşı kendi sesini duyurmak isteyen, karşı koyan, itiraz eden bu çocukların hiyaleri; yaşadıklarını nasıl anlatıyolar, neyi nasıl yaşıyorlar, bizlere neler söylemek istiyorlar?

Öte yandan müslüman vicdani retçilerle zorunlu askerliğe İslami argümanlarla meşruluk kazandırılmasını tartışacağız.

14 Haziran 1995 de PKK tarafından kaçırılan ve 18 ay sonra serbest bırakılan 9 askerden biri olan İbrahim Yaylalı'nın katılımıyla esir politikasını tartışacağız.

Konu üzerinde çalışmış, vicdani ret davalarına girmiş hukukçularla vicdani reddin bugün geldiği noktayı ve 318'i değerlendireceğiz.

“Şüpheli asker ölümleri”ni bizzat askerlerin aileleriyle gündeme taşıyacağız. “İntihar” ya da “kaza” ile ölümlerin ardında hangi gerçekler var, aileler bu konuda neler yaşadı, ne düşünüyorlar?

Toplumun militarizasyonuna okullardan mercek tutacağız. Kışla eğitimine hayır diyen liselilerin tartışmasına katılacağız.

Vicdani retçi kadınlar, vicdani retçilerin eşleri olan kadınlar, barış anneleri biraraya gelecekler. Onların yaşadıklarına, düşündüklerine kulak verip, sorular soracağız.

Savaşın ve militarizmin mağdurları da aramızda olacak.

Güvenlikçi politikaları ele alacağız. Bu politikaların; en acımasız savaş manzaralarını ortaya çıkardığını, toplumsal muhalefeti bir bütün olarak baskı ve tehditlerle, gözaltı ve tutuklamalarla sindirmeye çalıştığını, savaşı en acımasız bir şekilde bastırmanın ve 'bölgesel lider' olabilmenin bir ön koşulu olarak silahlanmaya büyük bir ağırlık verildiğini, silah harcamalarının giderek büyümekte olduğunu tartışacağız.

Bu yıl da aramıza yepyeni vicdani retçiler katılacak. Onların dünyaya nasıl baktığına, savaşsız, barış dolu bir yaşama olan inanç ve kararlılıklarına tanıklık edeceğiz.
 

PROGRAM:

12 Mayıs 2012 13:00
TOPLU BROŞÜR DAĞITIMI

GALATASARAY LİSESİ ÖNÜ

12 Mayıs 2012 15:00
PANEL: SAVAŞ VE ÇOCUK

TMMOB Makine Müh. Odası İstanbul Şubesi
Beyoğlu
Film gösterimi: Ölüm Kervanı
(18 dakika) Yön: Arşad Narçin
Konuşmacılar:
Nazan Üstündağ (Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi)
Ercan Aktaş (Barış İçin Vicdani Ret Platformu)
Serdar Değirmencioğlu (Çocuklar İçin Adalet Çağırıcıları)

TÜM HAFTA
SERGİ: FOTOĞRAFLARLA 15 MAYIS

KAFE 26A
İstiklal Caddesi Tel Sok. No: 26/A Beyoğlu

14 Mayıs 2012 19:00
PANEL: İSLAMİ AÇIDAN VİCDANİ RET

Mazlumder İstanbul Şubesi
Fatih
Sema Erdoğan Başaran (Özgür Açılım)
Nebiye Arı (vicdani retçi)
Enver Aydemir (vicdani retçi)
Muhammed Serdar Delice (vicdani retçi)

15 Mayıs 2012 19:00
SÖYLEŞİ: ESİR POLİTİKALARI

KAFE26A
İstiklal Caddesi Tel Sok. No: 26/A Beyoğlu
İbrahim Yaylalı (1995 yılında esir düşen, 18 ay sonra serbest kalan askerlerden biri)

16 Mayıs 2012 18:00
PANEL: HUKUK VE VİCDANİ RET

İstanbul Barosu Orhan Adli Apaydın Konferans Salonu
Beyoğlu
Av. Davut Erkan (Barış İçin Vicdani Ret Platformu)
Serkan Köybaşı (Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi)
Oğuz Sönmez (Barış İçin Vicdani Ret Platformu)
Av. Güray Dağ (Çağdaş Hukukçular Derneği)

17 Mayıs 2012 19:00
PANEL: ŞÜPHELİ ASKER ÖLÜMLERİ

TMMOB Makine Müh. Odası İstanbul Şubesi
Beyoğlu

19 Mayıs 2012 13:00
SÖYLEŞİ: NE OKULA NE KIŞLAYA

KAFE 26A
Vicdani retçi liseliler savaş ve militarizm görüntülerinden oluşan bir kolaj izledikten sonra okullardaki militarizm üzerine konuşacak

19 Mayıs 2012 18:00
PANEL: KADINLAR SAVAŞIN NERESİNDE

TMMOB Makine Müh. Odası İstanbul Şubesi
Beyoğlu
Ayşe Gül Altınay (Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi)
Remziye Suver (Vicdani Retçi İnan Suver'in eşi)
Dilek Taş Delice (Vicdani Retçi Muhammed S. Delice'nin eşi)
Canan Soylu ((Vicdani Retçi Kadınlar)
Barış Annesi

20 Mayıs 2012 13:00
Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi / TÜNEL
SERGİ: FOTOĞRAFLARLA 15 MAYIS
PANDOMİM

İlker Kılıçer

20 Mayıs 2012 13:00
BARIŞ İÇİN SÖZÜMÜZ VAR

Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi / TÜNEL
Kışlada öldürülen erler Uğur Kantar, Eren Özel ve Sevag Balıkçı’nın aileleri,
Roboski’den Garipe Ürek,
Sivil ölüm yaşayan vicdani retçi Necip Fazıl Kocaoğlu,
Liseli retçi Abdülmelik Yalçın

20 Mayıs 2012 14:00
PANEL: MİLİTARİZME “GÜVEN” OLMAZ

Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi / TÜNEL
Sabahat Tuncel (BDP İstanbul Mv.)
Foti Benlisoy (Yazar)
Hale Akay (Bilgi Üniv. Öğretim Görevlisi)

20 Mayıs 2012 17:00
VİCDANİ RETÇİLER YÜRÜYÜŞÜ

TÜNEL’den TAKSİM’e

20 Mayıs 2012 18:00
TOPLU RET AÇIKLAMALARI

TAKSİM

"Ne mutlu kardeşim diyene" diyoruz ve halaylarımızla, horonlarımızla, her dilden ezgilerimizle retlerimizi açıklıyoruz.
Sizi de bekliyoruz.

Reddet, diren, hayır de!
Askere gitme, kardeş kanı dökme!

15 MAYIS PLATFORMU

www.savaskarsitlari.org
www.barisicinvicdaniret.org


 
 


Askeri Harcamalara Karşı Küresel Eylem Günü
Basın Açıklaması: 
Tarih: 12 Nisan Perşembe
Saat: 12.30
Yer: Galatasaray Meydanı

SAVAŞA DEĞİL, İNSANA BÜTÇE!
Bir ülkenin büyüklüğü beslediği orduyla, başka ülkelere yolladığı askerlerle, savaşa ve silahlanmaya ayırdığı bütçeyle değil, barışa ve insanına verilen değerle anlaşılır.
- 149 Ülkenin analiz edildiği Dünya Barış Endeksi'nde Türkiye 128. sırada.
- Küresel Militarizasyon Endeksi'nde Türkiye 27. sırada.
Bu tabloyu değiştirmek için, savaşa değil insana bütçe diyoruz.

Askeri harcamalar insanlığı harcıyor.
Askeri harcamalara karşı birleşelim.

ÇAĞIRAN KURUM VE İNİSİYATİFLER
Barış için Sanat, Barış için Vicdani Red/ Kadın ve Vicdani Red, Başak Kültür ve Sanat Vakfı, Başkent Kadın Platformu Derneği, Çocuklar İçin Adalet Takipçileri, DÖH, DSİP, Düşünce Suçu’na Karşı Girişim, Hayvanların Yaşam Haklarını Koruma Derneği, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe, ICAN, KAMER, Kürd Vicdani Red Hareketi, Info-Türk Vakfi, Kadın Dayanışma Vakfı, Kaos GL Dernegi, Küresel Eylem Grubu, Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu, Mayınsız Bir Türkiye Girişimi, Sarmaşık Derneği, Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Dernegi, Uçan Süperge, Uluslar arası Baran Tursun Vakfı, Van Kadın Derneği, Yeşiller, Yüzleşme Derneği.
 
 
Picture
Savaşın tüm vahşetiyle devam ettiği, operasyonların arttırıldığı bugünlerde kışlalardan gelen "şüpheli asker ölümü" haberleri bitmiyor. 2 Nisan günü TSK'nın yaptığı açıklamada, Dağlıca Sınır Karakolu'nda görev yapmakta olan 23 yaşındaki er Erdoğan Yılmaz'ın intihar ettiği iddia edildi; 3 Nisan'da ise Bursa'da 20 yaşındaki er Beşir Cüneyt Yıldız'ın arkadaşıyla şakalaştığı sırada göğsüne isabet eden MP5 mermisiyle yaşamını yitirdiği açıklandı. "İstatistiklere göre" 2012 yılı içerisinde şüpheli şekilde ölen askerlerin sayısı 21'e ulaştı.
Diyarbakır'da ise, T.A adlı eri koğuşa sokup zorla tehdit ve darpla oral seks yaptıran dört asker hakkında 15 yıl hapis istemiyle dava açıldı. Korkunç saldırıya maruz kalan T.A psikolojisi bozulduğu gerekçesiyle erken terhis edildi.
Kışlalarda Kürt-Alevi ya da herhangi bir "öteki" kimliğe sahip oldukları için öldürülen insanları görüyoruz. İntihar adı altında görünmez kılınmaya çalışılan "şüpheli asker ölümlerini" biliyoruz. Erkek egemen zihniyetin kendini "yeniden" ürettiği kışlalar, bireyi "gerçek bir erkek" yaparken, (varoluşunu dayandırdığı) cinsiyetçi algılardan besleniyor. Tecavüz çoğu savaş zamanında olduğu gibi kışlalarda da normalleştiriliyor. Savaş zamanında kadına tecavüzü meşrulaştıran bu algı, kışla içerisinde de tacizi, tecavüzü, darpı normalleştiriyor.
Bizler, Barış İçin Vicdani Ret Platformu olarak biliyoruz ki; tüm bu yaşananların sebebi savaştır. Savaşları sürdürmek için orduları var eden militarist zihniyetin faillerini tanıyoruz.Ve bir kez daha savaşa karşı barışın sesini haykırmak için sokaklara çıkıyoruz. Savaşa karşı vicdani ret demek için;
Bütün savaş karşıtlarını, anti militaristleri, vicdani retçileri, 7 nisan Cumartesi günü saat 13:00'te Harbiye Orduevi önünde bekliyoruz.
Barış İçin Vicdani Ret Platformu

 
 
Merhaba,

Sizlere ancak yazabiliyorum. Doğubeyazıt cezaevinde iken sizlere yazdığım mektup hakkında cezaevi disiplin kurulu başkanlığı yok etme kararı almıştı. Cezaevi yönetimi mektuplarıma engizisyon zihniyeti ile yaklaştı ve göndermedi.

Doğubeyazıt cezaevinde 20 gün kaldım. İki haftadır ise Diyadin cezaevindeyim. Burada her şey yolunda. Bir koğuşta 3 kişi kalıyoruz. Ama epey soğuk. Deyim yerindeyse Sibirya!  Koğuşta kömür sobası var onunla ısınıyoruz. Hatta yemeklerimizi, çayımızı kömür sobası üzerinde yapıyoruz. Klima, kalorifer ya da elektrik sobası ile ısınan arkadaşlara çekici gelecektir, eminim kıskananlarınız da olmuştur. Ne diyelim, kıskananlar çatlasınJ

Sizlerden ve Uluslararası Af Örgütü’nün organizasyonu ile her gün onlarca mektup geliyor. Sizin göndermiş olduğunuz “Herkes bebek Doğar” kartları en sonunda elime geçti. Mahpusta olsam da sizlerden bana ulaşan bir selam, bir mektup bizleri yeniden buluşturuyor.

Mektuplarınız, selamlarınız ve Md 318 “askerlikten soğutma suçu” garabetinin kaldırılması yönünde gösterdiğiniz çaba, buradaki moral dünyamı güçlendiriyor.

Hepinize sonsuz teşekkürler…

Sağlığım, moralim, zihinsel durumum gayet iyi…Bol okuyorum. Kaç yıldır bu kadar yoğun kitap okuyamamıştım. Şu cezaevi de olmasa okumayı unutacağım vallaJ Her birinizden mutlaka yeni kitaplar bekliyorum. Erken gönderirseniz sevinirim. Başkaca da bir ihtiyacım yok.

Ben tutuklandıktan sonra yapılan basın açıklamasından haberdarım. Başka neler yapılıyor bilmiyorum. Kamuoyunda tutuklanan gazetecilerin durumu ve ifade hürriyetinin gün geçtikçe daha da kısıtlanması üzerine birçok tartışma dönüyor. Tam da bu tartışmalar yapılırken Md. 318 garabeti de yeniden gündem yapılabilir diye düşünüyorum. İlgili madde, ifade hürriyeti, militarzizayon, ordu ve barış denkleminde tartışabilir. İfade hürriyeti içersinde, maddenin yeniden gündeme getirilmesi zor olmayacaktır.

Bu nedenle, bu konuda görsel ve yazılı medyada program yapanlar ve gazetecilerle görüşmek olumlu tepkilere yol açacaktır. Birkaç yıl önce başlattığımız “öldürmeyi reddetmek suç değildir, 318’e hayır” kampanyasını yeniden canlandırmak veya yeni bir isimle yapmak anlamlı olacaktır. Benim yazmış olduğum mektubumu, ceza almama sebep olan basın açıklaması metni ile birlikte yaygınlaştırırsanız bu çerçevede katkısı önemli olabilir. Ayrıca 15 Mayıs vicdani retçiler gününde de yeniden konuşulması önemli olacaktır. Konu çok tartışılmasına rağmen, sonuçlarıyla hala gündemini korumaktadır zira…

Cezaevi zor… Issız, sert, karanlık, … Demir kapılarının ardında zamanın yittiği bir mekanda haklı olduğuma dair bir bilinç ve yanımda olduğunuzu bilmemin verdiği maneviyat ile, yumuşaklığımı, masumiyetimi ve vicdanımı yitirmemeye çalışıyorum. Yalnızlıkla işlenmiş yokluk mekanında, ellerime tutuşturulan mektuplarınız yüreğimi ferahlatıyor.

Bu zifiri karanlığı aydınlatacak olan anahtar da tüfeği kıran ve avucu açık elin, bir yuvarlağı birleştiren işaretin bir hikayesi var. Bize bir aldatmaca olarak sunulan sarı, beyaz, mavi renklerin tutsak ediciliğine karşı, siyah renginde açılan özgürlük çabaları da hikayemizi tamamlar nitelikte…Ve elbet mor renginde açılan büyük uyanış, hikayenizin mayası, özü…Yine tel örgülerde yeşeren gülün ve gökkuşağının güzelliği ile dalgalanan özgürlük duruşu,bu öykünün parçalarıdırlar.

Aylardır mahpusun kilidini açmak için hep birlikte uğraşıyoruz. Kilidi açmak için Af örgütünün öncülüğünde ve sizler tarafından uluslar arası kampanyalar yapıldı, basın açıklamaları ve acil eylem çağrıları yaptınız.  İmzalar topladınız, mektuplar kaleme aldınız. Ancak kilit hala kapalı…Kilidi üstüme kapatmış olanlar köhnemiş haldeler. Öyle olmasaydı aylardır yükseltmekte olduğunuz adalet çığlığınıza kulak verirlerdi.

Türk hükümetinin ve yargısının meziyeti –meziyetsizliği- sesimizi duymaması, adalet talebimize köhnemiş bir vicdanla tepkisiz kalmak ve mahpusun kilidini üzerime kapatmak oldu. Hükümetin elindeki anahtarın kilidini açmak erdemi yok! Eminim ki adalet çabanız ve talebiniz bir gün bu anahtara erdem kazandıracaktır. Buna dair umudumu ve inancımı koruyorum. Sizler de umut ve inancınızı koruyun…

Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.

                                                                                                                                           Halil SAVDA

Diyadin K1 Tipi Kapalı Cezaevi

 
 
 
Program
6 Nisan Cuma

10.00-12.30 Panel: Toplumsal Cinsiyet ve Şiddet: Türkiye Değerlendirmesi


Oturum Başkanı: Filiz Başkan
Eser Köker, “Olağanın Şiddeti, Şiddetin Olağanlığı
Nejat Ulusay, “Erkekler Hakkında Konuşmalıyız
Nazik Işık “Şiddetin Ekonomisi, Ekonominin Şiddeti


Hülya Gülbahar, "Yeni Şiddet Yasası Bağlamında, Şiddetle Mücadelede Fırsatlar, Açmazlar"
Nadire Mater “Medya’da Şiddet, Şiddet Medyası

12.30-13.00 Yemek

13:00 -18:00 Toplumsal Cinsiyet ve Şiddet Atölye Çalışması



13.00-14.30 Panel: Toplumsal Cinsiyet ve Şiddet: Türleri, ve çözüm politikaları
Oturum Başkanı: Eser Köker
Özge Yolcu, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele
Ali Erol, “Heteroseksizmin Kıskacında LGBT Kimlikler ve Şiddet"


Yavuz Atan, “Şiddet, İktidar ve Erkeklik
Türkcan Baykal, "Şiddet Sarmallarına Karşı Mücadele: Gücümüz, Güçlüklerimiz"

14.30-14.45 Çay, kahve arası

14.45- 17.45 Atölye çalışmaları için gruplara ayrılınması



17.45-18.00 Atölye Çalışmaları genel değerlendirme ve gruplarin birbirlerine özet sunumu.

YER: İzmir Ekonomi Üniversitesi

 
 
NATO'ya dur demek icin Bruksel'de 30 Mart-1 Nisan Tarihleri arasinda siddetsiz dogrudan eylem kampi duzenlenecek. Turkiye'den katilmak isteyenler vize islemleri nedeniyle ellerini cabuk tutsunlar! Gerekli bilgiler icin: http://warstartshere.eu/home veya http://wri-irg.org/node/14131 sitelerine bakabilir ve kayit yaptirabilir.
 
 
International conference: The wars in the global south: strategies of autonomy, emancipation and decolonizationThe Youthful Network (Medellín, Colombia) and War Resisters' International (WRI) invites to participate in the Conference the International: “The wars in the south global: strategies of autonomy, emancipation and descolonización" to be realised in the city of Medellín, Colombia between the 19 and the 21 of September of the year 2012. Council of la#] 4 [will #tendrá place between 15 and 17 of September near Medellín.Convoking

The Youthful Network (Medellín, Colombia) is an organization mixed conformed by activists, who from the .feminism, the antimilitarism, the popular education and the action direct, it develops his that to make politician with other groups and associate groups; for the generation of alternatives collective to the militarization, despoliation and the war that by but on 50 years Colombia lives, expressing that the causes structural of the armed conflict they stay and they tend a to be increased with the maintenance of Capitalism, colonialism and racism, like dominion systems that they sustain to the war and the social injustice.

Founded on 1921, WRI es a network of organizations, groups e individuals, that exist with the intention to promote action against the war, as well as to support and to put in contact, through everybody, to the people that they refuse to take part in the war or his preparation. Nowadays they exist more than 70 groups affiliates a the length of 33 countries.

Both organizations have maintained a relation of cooperation during several years that has allowed them to be clear mutually and to support the diffusion and defense of rights and the liberties of and forced young people a to tie to the legal and illegal militarism that characterizes war in Colombia. Product of this relation the Youthful Network it has been able to position the reflection and analysis of the causes structural of the war in Colombia, promoting simultaneously the generation of new glances about demilitarization of the culture and the different ones affectations that the women and men must confront in contexts of armed conflict.

Intentions

  • To contribute to the fortification of the pedagogical dimension of driving politician of groups, groups and movements that, in the global south, they resist to the war, militarism, Capitalism, colonialism and patriarcado.
  • To reflect praxis antimilitarist towards production to know and the constitution of subjects again historical that sharing a history of common oppression, constructs conducive political practices to social, economic and cultural transformation.
  • To contribute to the construction of critical thought own, that allows to deslegitimar the dominion of unique thought and the hegemonic culture of the capital, war, colonialism and the patriarcado one.
  • To contribute to generate new senses collective, new theories and practices from new forms of to include/understand and desires to transform the world.
Thematic to develop

  • Globalisation of him economy, militarization and war by the natural resources.
  • Transnational Capitalism, State and For-Be.
  • Sex, class and race in the reconfiguration of the wars of the global south.
  • Decolonial thought: ruptures with the colonialidad hegemonic of the knowledge, the power and the being.
  • Critical social thought and political formation from the practices of resistance, Nonviolence and autonomy.
  • Popular education and saberes of resistance
  • Socialization of resistance experiences and generation of proposals of joint operation of the movement antimilitarist.
More information to contact: redjuvenil@redjuvenil.org or info@wri-WRI.org
 
 
Perşembe, 16 Haziran, 2011

Haber: Kaos GL

Geçen sene ilk kez düzenlenen Trans Onur Haftası ve Trans Onur Yürüyüşü’nün bu sene ikincisi 16 - 19 Haziran günlerinde gerçekleşecek. 

Paneller, performanslar, atölyelerin olacağı Trans Onur Haftasının sonunda Trans Onur Yürüyüşüyapılacak. Bu sadece Transların değil hepimizin özgürlük yürüyüşüdür” çağrısıyla yapılacak yürüyüş, 19 Haziran Pazar günü, saat 17:00’de, Taksim Meydanından başlayacak.


“Trans Cinayetleri Politiktir!” şiarıyla bu yıl ikincisi yapılacak yürüyüş, “Nefrete inat yaşasın hayat demek için; gasp edilen onurumuzu, sokakları geri almak için; transeksüel düşmanlığını ve trans cinayetlerini durdurmak için” tüm LGBT örgütlerin katılımıyla gerçekleşecek.

II. Trans Onur Haftası Programı 

Trans Onur Haftası’nın etkinlikleri, Galatasaray, Hamalbaşı Caddesi, No 22, giriş kattaki Keldani Kilisesinin toplantı salonunda yapılacak.

17 Haziran Cuma, Saat 15:00 ile 18:30

“Asya Nasıl Kurtulur?”, Nefret Suçlarına Karşı Trans kadınların Çözüm Önerileri

Survivor İstanbul, Hayatta Kalma Becerileri

Oldu da Bitti Maşallah, Trans Erkeklerden Beden Geçiş Deneyimleri

18 Haziran Cumartesi, Saat 15:00 ile 18:30

Selvi Boylum Silikon Dudaklım, Estetik Operasyonlar, Dayat mı, Seçim mi?

Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim, Bir Erkeklik Deneyimi Olarak Trans Erkeklik 


Trans Manifesto


İstanbul LGBTT Derneği, Trans Onur Haftası öncesinde başlattığı “Nefret Suçlarına Karşı Kampanya” için bir manifesto hazırladı. “Trans Manifesto” başlıklı bildiri şöyle:


“Trans olmak doğal ve insanların birbirlerinden farklı olduklarını gösteren mükemmel bir durumdur. Bizler yaşadığımız sorunlar dışında birbirimizden farklıyız. Trans kadın ve erkekler herkesle, her şartta, her zaman eşittir. Biz translar aşağıdaki maddeleri iddia ve talep ederiz.

*Bize ikinci sınıf vatandaş gibi davranılmasına izin vermeyeceğiz.

*Trans olduğumuz için utanmayacağız.

*Cinsiyetimizin, cinsiyet kimliğimizin ve cinsel yönelimimizin bizi tanımlamasına izin vermeyeceğiz.

*Herkesin kendisini kendisi gibi hissettiği cinsel kimliğine saygı duyacağız.

*Cinsiyet kimliğimizi ve cinsel yönelimimizi gizlemeye ve bizi saklamaya çalışan ideolojilerle karşı duracağız.

*Cinsiyet kimliğimizin ve cinsel yönelimimizin ve bize rağmen ifşa edilmesine izin vermeyeceğiz. Cinsel kimliğimizi, yönelimimizi açıklamak ve bu durumu tolere etmek zorunda değiliz.

*Feminen, maskülen, çift cinsiyetli ya da cinsiyetsiz ve/veya daha farklı olabiliriz ve bundan asla vazgeçmeyeceğiz.

*Sağlık ve sosyal hizmetlere erişimde cinsiyetçi, transfobik ve homofobik tavırlara izin vermeyeceğiz.

*Barınma haklarımızın önündeki engelleri kaldırmak için çalışacağız. Ev tutma ve yurtlarda yaşanan sorunlar da trans arkadaşlarımızla dayanışarak transfobik ayrımcılığı görünür kıracağız. Trans bireylerin belirli sokaklara çalıştırılmasına ve burada yaşamaya zorlanmasına karşı çıkıyoruz ve çıkacağız. Gettolar değil kentin tamamını istiyoruz.

*Eğitimin heteronormatif yapısını eleştiriyoruz. Eğitim alanının transfobik iklimi trans bireylerin eğitime erişimini engellemektedir. Eğitim alanında ayrımcılık ve insan hakları ihlalleri aynı zamanda istihdam ve kendimizi gerçekleştirme hakkımızı engellemektedir.

*İşe başvuru, işe alınma, terfi edilme, işten ayrılma süreçleri de dâhil olmak üzere her türlü transfobik, homofobik ve cinsiyetçi tutumları ifşa edeceğiz ve istihdam alanındaki her türlü ayrımcılıkla mücadele edeceğiz.

*Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibarelerinin anayasaya eklenmesini sağlayacağız.

*Eğer bulunduğumuz şartlardan memnun değilsek sesimizi alçaltmayacağız. Ses çıkartmaya devam edeceğiz

*Saygısız, ayrımcı yorumları ve davranışları kabul etmeyecek ve bunları değiştirmek için çalışacağız.

*Biz translar, insan hakları için çalışacak ve sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Sadece kendimiz için değil, herkes için bunu yapacağız.”


LGBT örgütler destekliyor


Trans Onur Haftası, İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği, Kadın Kapısı, Voltrans Trans Erkek İnisiyatifi, Kaos GL, MorEL Eskişehir, Pembe Hayat, Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği, PlanetRomeoFoundation tarafından destekleniyor.


Trans Onur Haftası öncesinde nefret cinayetlerini durdurmak adına Galatasaray'da imza toplayan standa müdahale edilmişi ve zabıta standı kaldırmak istemişti.


19. LGBTT İstanbul Onur Haftası


Bu yıl 19.su düzenlenen LGBTT İstanbul Onur Haftası ise 20-26 Haziran 2011 tarihleri arasında “Tabu” temasıyla gerçekleşecek.

http://transpride2011.tumblr.com/

http://kaosgl.org/icerik/trans_cinayetlerini_durdurun_standina_polis_mudahale_etti

 
 
Vicdanı retçi İnan Süver’le dayanışmak için 31 Ağustos 2010 tarihinde Ankara’da yaptığımız basın açıklamasından dolayı hakkımda, TCK 318. Madde uyarınca “halkı askerlikten soğutma” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 25 Mayıs 2011, saat 10.20’de Ankara 10. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülecektir.

İnan Süver, 2001 yılında askerliğini yaptığı İzmir’de “Öldürmektense ölmeyi tercih ederim” diyerek birliğinden firar etti. Eline silah almayı reddettiği için İzmir Şirinyer Askeri Cezaevi’nde 7 ay tutuklu kaldı, 7 ay işkence gördü. Birliğine teslim olması için serbest bırakıldı.  7 Ağustos 2010’da, daha bundan 9 yıl önce gördüğü işkencelerin etkisini üzerinden atamamışken, “firar” ettiği gerekçesiyle gözaltına alınıp Kasımpaşa Askeri Cezaevi’ne konuldu. Burada gördüğü işkencelerden dolayı İnan’ın sağlığından endişe duyan bizler, basın açıklamaları ve kampanyalar yoluyla İnan Süver’le dayanışma içinde olduğumuzu belirttik. İnan, 21 Nisan 2011'de Manisa Saruhanlı Açık Cezaevi'nden firar etti. Firar ettiğinde eşi Remziye'ye telefonda "ben bir suç işlemedim ki, neden cezaevindeyim?" diyen İnan halen daha Manisa E Tipi Cezaevi'nde.

Vicdani retçiler öldürmeyi, ellerine silah almayı, savaşmayı reddettikleri için haksız yere aylarca tutuklu kalır, askeri cezaevlerinde işkence görürken; buna karşı ses çıkaranlar, vicdanı ret hakkını savunanlar ise sürekli olarak hukuki yollardan taciz edilmektedir. Oysa ki ne vicdanı ret, ne de insanları öldürmeyi reddetmek suç değildir! Vicdanı ret hakkını savunan herkesi, savaş karşıtlarını, anti-militaristleri duruşmaya çağırıyorum.

Duruşma tarihi: 25 Mayıs 2011
Duruşma saati: 10:20
Duruşma yeri: Ankara 10. Sulh Ceza Mahkemesi

Sevgiler,
Ezgi

 
 
Konusmacilar:

Ferda Keskin
Buket Kavak
Ercan Aktaş
Özdeş Özbay

Gün: 13 Mayıs Cuma
Saat: 12:00-14:00
Yer: Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü- 613