Çatışkı (Konflİkt) Kavramı
Çince’de
çatışkı sözcüğü “tehlike” ve “fırsat” anlamlarına gelir. İhtimal başka
dillerde de değişik anlamlara sahiptir. Peki gerçekte çatışkı nedir?
Çatışkılar mutlaka yıkıcı, tahripkar olgular değildir. Gerçekte yaşamın
ve gelişmenin çok önemli parçalarıdır. İnsanların bir arada
yaşamalarının olağan ve kaçınılmaz ürünleridir. Yani toplumsal
olgulardır. Kısacası, çatışkının kendisini olumlu bir olgu, bir değişim
ve böylece olası bir ilerleme imkanı olarak algılamak da mümkündür
Diğeri ile ilişkiye girildiği andan itibaren çatışkı için bir potansiyel vardır. Çatışkıyı bir ateşe benzetirsek iki kişinin karşılıklı olarak başlattığı bu ilişki yanıcı hammadde gibidir. İlişki içindeki kişiler birbirinden farklı, belki uzlaşmaz hedefleri takip etmektedirler. Ya da, hedefleri aynıdır ama sadece bir tarafın bu hedefe ulaşması mümkündür. Taraflardan birinin bir hedefe varabilmek için uzlaşmaz yöntemler kullandığı durumlarda ise yanıcı hammadde alev alır.
Yanlış algının aksine çatışkıların kendisi ile yaşanış biçimleri aynı şey değildir. Örneğin, savaş bir çatışkı değil, ancak olası bir yaşanış biçimidir. Çatışkının yaşanış biçimi, bir çözüm edinebilmek için sadece bir araçtır ve araç olarak şüphesiz önemlidir. Fakat öncelikle, çatışkının arkasında yatan çıkar çelişkileri sorgulanmalıdır.
Çatışkılar, yaşanışları sırasında şiddette yol açabilirler, özellikle, ASİMETRİK ve/veya DİYADİK (iki kutuplu;) olduklarında. Asimetriğin buradaki anlamı; çatışkıya etkiyebilecek güç dağılımının eşitsizliğidir. Çatışkının yaşanış biçimi, en aşırı halinde savaş, işkence, tecavüz ve cinayet olarak güçlüler tarafından belirlenmektedir.
‘Diyadik’in anlamı ise; çatışkı muhatapları arasında uzlaştırıcılık yapabilecek, bağımsız bir üçüncü tarafın yokluğudur. Çatışkı tarafları, hasım olarak teke tek karşılaşmaktadırlar. Bu durum, şiddetten arınmış bir çözümü imkansız kılmaz ama her iki tarafın da ortaya koyacağı özdisiplin gereksinimini artırır. Tarafsız bir üçüncünün duyguları, önyargıları ve örtülü çıkarları fark etmesi ve adlandırması daha kolaydır. Aynı şekilde, çatışkı muhataplarının üzerinde anlaşmaya varılmış kurallara ya da toplumsal/uluslararası standartlara uygun davranmalarına yardımcı olur.
Şiddetten arınmış anlayış, şiddete fırsat vermeksizin çatışkıyı bir değişim imkanı olarak görür. Dolayısıyla imkanı değerlendirebilmek için, çatışılan kişiye(gruba) birlikte bir çözüme varma teklifi sunulmalıdır. Ötekinin rızası bu durumda gereklidir. Rıza oluşmasa da, işbirliği teklifi varlığını ve etkisini korur. Bir çatışkı, ancak her iki taraf da kendi çıkarlarının korunduğunu gördüğünde gerçekten çözülebilir. Bu durumda, her iki taraf çatışkıdan yararlanmış olur. Alışılagelmiş çatışkı anlayışı, sadece bir tarafın çıkarlarını koruyabileceğini, sadece birinin kazanabileceğini öngörmektedir ve bu noktada şiddetten arınmış anlayıştan farklıdır.
Diğeri ile ilişkiye girildiği andan itibaren çatışkı için bir potansiyel vardır. Çatışkıyı bir ateşe benzetirsek iki kişinin karşılıklı olarak başlattığı bu ilişki yanıcı hammadde gibidir. İlişki içindeki kişiler birbirinden farklı, belki uzlaşmaz hedefleri takip etmektedirler. Ya da, hedefleri aynıdır ama sadece bir tarafın bu hedefe ulaşması mümkündür. Taraflardan birinin bir hedefe varabilmek için uzlaşmaz yöntemler kullandığı durumlarda ise yanıcı hammadde alev alır.
Yanlış algının aksine çatışkıların kendisi ile yaşanış biçimleri aynı şey değildir. Örneğin, savaş bir çatışkı değil, ancak olası bir yaşanış biçimidir. Çatışkının yaşanış biçimi, bir çözüm edinebilmek için sadece bir araçtır ve araç olarak şüphesiz önemlidir. Fakat öncelikle, çatışkının arkasında yatan çıkar çelişkileri sorgulanmalıdır.
Çatışkılar, yaşanışları sırasında şiddette yol açabilirler, özellikle, ASİMETRİK ve/veya DİYADİK (iki kutuplu;) olduklarında. Asimetriğin buradaki anlamı; çatışkıya etkiyebilecek güç dağılımının eşitsizliğidir. Çatışkının yaşanış biçimi, en aşırı halinde savaş, işkence, tecavüz ve cinayet olarak güçlüler tarafından belirlenmektedir.
‘Diyadik’in anlamı ise; çatışkı muhatapları arasında uzlaştırıcılık yapabilecek, bağımsız bir üçüncü tarafın yokluğudur. Çatışkı tarafları, hasım olarak teke tek karşılaşmaktadırlar. Bu durum, şiddetten arınmış bir çözümü imkansız kılmaz ama her iki tarafın da ortaya koyacağı özdisiplin gereksinimini artırır. Tarafsız bir üçüncünün duyguları, önyargıları ve örtülü çıkarları fark etmesi ve adlandırması daha kolaydır. Aynı şekilde, çatışkı muhataplarının üzerinde anlaşmaya varılmış kurallara ya da toplumsal/uluslararası standartlara uygun davranmalarına yardımcı olur.
Şiddetten arınmış anlayış, şiddete fırsat vermeksizin çatışkıyı bir değişim imkanı olarak görür. Dolayısıyla imkanı değerlendirebilmek için, çatışılan kişiye(gruba) birlikte bir çözüme varma teklifi sunulmalıdır. Ötekinin rızası bu durumda gereklidir. Rıza oluşmasa da, işbirliği teklifi varlığını ve etkisini korur. Bir çatışkı, ancak her iki taraf da kendi çıkarlarının korunduğunu gördüğünde gerçekten çözülebilir. Bu durumda, her iki taraf çatışkıdan yararlanmış olur. Alışılagelmiş çatışkı anlayışı, sadece bir tarafın çıkarlarını koruyabileceğini, sadece birinin kazanabileceğini öngörmektedir ve bu noktada şiddetten arınmış anlayıştan farklıdır.
Yeniden Bir Çerçeve OluşturmakYeniden
çerçevelemek, bir şeyi/konuyu ele alışta yeni bir yol bulmak, onu
farklı açılardan görebilmek; bir kişinin bakış açısını ve anlayışını
buna bağlı olarak da yaklaşım ve tepkilerini değiştirebilmesidir. Bazen
eski bir duruma ilişkin yeni bakış açısı sunacak başka birilerine
ihtiyaç duyarız. Eğer yerleşik ve negatif algılar bir çatışkıyı
destekliyor ve sürekliliğini sağlıyorsa, yeniden bir çerçeveleme
çatışkının çözümü yönünde olumlu bir etki yaratacaktır.
Aşağıdaki önermeler bir çatışının özellikle çözüm aşamasında yeni bir çerçeve oluşturmada yararlı olabilirler. · “bana” karşı “sen” ve “biz” Çatışkıyı taraflar arasındaki bir karşı karşıya gelme olarak değil, her iki tarafın ya da tüm tarafların karşı karşıya gelebileceği ve işbirliği içinde çözülebilecek-çözülmesi gereken bir problem olarak görmeye başlamak · durum - ilgi (gereksinimler ve korkular üzerine kurulu) “Razı olabileceğimiz tek şey bu” gibi sabitlenmiş bir noktadan, gereksinimleri temel alan, herhangi tatmin edici ve sürekliliği olan bir anlaşmaya doğru gitmek. · geçmiş - şimdi ve gelecek Dikkatimizi, geçmişin yakınmalarından ve acılarından bugünün konularına ve geleceğe dair gereklilikler ve seçeneklere yöneltmek. · imkansız - imkanlı Umutsuz görünen bir durumu olumluya dönüştürebilmenin olanaklarını keşfetmek. · kurban - seçim yapan (tercih eden) Aktörlerin kendine ilişkin anlayışını değiştirerek kendilerini diğerlerinin ya da durumların kurbanları olarak değil, seçimler yapabilen ve hem kendileri için hem de başkalarıyla birlikte eylemlerde bulunabileceklerini görmelerini sağlamak. |
Çatışkının Yükselmesi ve Şiddet Boyutunu Alması1- Sertleşme
2- Tartışma (kutuplaşma-kategorize etme) Bu aşamada söylenenler ile davranışlar birbirini tutmaz. 3- İkinci basmakta beliren davranışlar daha öne çıkar. Fiili durumlar yaratılır. Bu basamak oldukça önemlidir. Çünkü, çatışkı bu aşamada ivme kazanır. Karşı taraf davranmaya başlamışsa ben de karşılık vermeye başlarım. Diğeri davranıyor diye ben de karşılık veriyorsam, diğerinin ihtiyaçlarını ve sürecini görmeyebilirim. 4- Üçüncü basamaktaki ivmenin sonucunda, dost/düşman portreleri oluşur ve bu şablon içinde düşünülür. Karşı tarafı artık düşman portresi olarak gördüğüm için algılarım da seçici hale gelir. 5- Algıdaki seçicilik beşinci aşamaya neden olur. Sorun kamusal alana taşınır. Bir yandan kendi pozisyonuma destek sağlayacak davranışlar geliştirirken diğer yandan karşı tarafı kamusal alanda küçük düşürmeye ve teşhir etmeye çalışırım. Sadece kötü yanları öne çıkarmakla kalmayıp geçmişi de yeniden yazarım; “biz zaten”, “o zaten hep”... gibi. Dördüncü basamakta üçüncü tarafların etkime gücü bulunurken beşinci basamakta artık bu mümkün değildir. Çünkü taraflar davranışlarını kamusal alana taşımışlardır ve geri adım atmaları çok zordur. 6- Tehdit: taraflar arasındaki ilişki şiddet hazırlığı aşamasındadır. Tehdit genellikle bir ultimatomla birlikte gelişir. Koşul vardır; Eğer... yapmazsan(ız)...... Bu tehlikeli bir basamaktır, ultimatom verilmiştir ve geri adım atarsam küçük düşerim. “Ben her koşulda doğruyum”un argümanlarını üretmeye başlamışımdır. 7- Sınırlı tahrip: karşı tarafa zarar vermeye çalışırım. Bu basamağa geçmek için şöyle bir bakış üretirim; düşman artık bir insan veya bir insan grubu değildir, “şey”leşmiştir. Bu meşruiyet sağlamak için gereklidir. Bu aşamada diğer tarafın zarar görmesini sağlayabiliyorsam başarılıyımdır. Artık çatışkının kaynağının ne olduğu, sürecin nasıl işlediği benim için önemli değildir. Hedefim zarar vermektir. 8- Parçalama: artık hedefim “yok” etmektir. Karşı tarafı felç etmenin yollarını arar, hayati sistemlerine/noktalarına yönelirim. 9- Birlikte uçuruma yuvarlanma: Artık düşmanı yok etmek o kadar önemlidir ki; kendimi de yok etmeyi göze alırım. |



