YÖNTEMLER ÜZERİNE
Şiddetten
arınmışlığın temel kavramları ya da konu merkezli yapılan antrenman
çalışmalarının temel hedefi, politikayı algılayış ve politika yapış
tarzlarımızın içine sinmiş olan şiddet kullanımlarını sorgulamak ve
dönüştürmek üzerine kuruluyor. Sorgulama ve dönüştürme mekanizmalarını
harekete geçirirsek, farklı bir tarzı hayata geçirmenin mümkün olduğunu
savunuyoruz. Kendi politik sürecimizde uygulamaya çalıştığımız
şiddetten arınmışlık kavramının hayatımızda yer etmesi ve içselleşmesi
için önümüzde uzun bir yol olduğunun farkındayız. Ve bu yolu yürürken
önümüzü açacak olanın, bildik ve kısır yöntemlere alternatif olabilecek
ve gerçekten şiddet dışı eylemliliği olanaklı kılacak farklı yöntemler
olduğunu düşünüyoruz. “Şiddetten arınmışlık nedir?” sorusuna verdiğimiz
yanıtta değindiğimiz “kafa-el-yürek” bileşenini bir bütün olarak sürece
dahil etmek için farklı yöntemlere ihtiyaç duyuyoruz. Kullandığımız
yöntemlerin temeli, sözün eşit dağılımını olanaklı kılmaya yöneliktir.
Eğer şiddeti sorgulayacaksak öncelikle içinde bulunduğumuz grubun tartışma ve karar alma süreçlerindeki alışkanlıklara bakmamız gerekiyor. Kişisel deneyimlerimizin bize gösterdiği, sessiz çoğunluğu oluşturanlar ile sözü tekelinde tutan, genellikle “yönetici” sıfatını taşıyan “söz/iktidar sahipleri”dir. Bizim “sözün iktidarı” dediğimiz bu durum çoğu zaman içinde şiddeti barındırıyor. Oysa politik bir çalışmada/grupta yer alan her bireyin, o düşünceyi hedefine taşıyacak düşünce ve deneyim birikimlerini grubun bütünüyle paylaşabilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle deneyim ve bilgi birikiminin farklılığından doğan eşitsiz durumları ortadan kaldırmak, eşit koşullarda bir paylaşım ortamının sağlanmasından geçiyor. Kullanılan klasik yöntemler, bu paylaşımı olanaklı kılmıyor yazık ki.
Şiddetten arınmışlık kavramına getirilen eleştirilerin büyük bir bölümünü, uygulanan yöntemlerin fazlasıyla “batı” kaynaklı olduğu ve aslında bizim tarzımıza uygunluk göstermediği oluşturuyor. Ancak tarihsel sürece baktığımızda ilk uygulamaların Hindistan’da yani doğuda olduğunu görüyoruz. Bizim “Barış Ordusu” olarak çevirdiğimiz “SHANTI SENA” kavramı şiddetten arınmış yöntemlerle mücadele edecek olan insanlardan oluşan bir gruba dahil olmak için, bu kapsamda antrenmanlar yapılmasını öneriyor. 1970’lerden bugüne kadar özellikle yöresel çatışmaların çözümlenmesinde Shanti Sena’dan yararlanılıyor. Her ne kadar ilk uygulamalar Hindistan’da gerçekleştirilse de sonraki süreçte en yaygın kullanımın önce ABD’de, ardından da Batı Avrupa’da olduğunu biliyoruz. Türkiye’deki uygulamaların tarihi ise o kadar da eskiye dayanmıyor. Bizim için önemli olan ve gözden kaçırılmaması gereken nokta, şiddetten arınmış yöntemlerin her ülkenin öznel koşulları ve alışkanlıklarıyla yeniden şekil buluyor olmasıdır. Bunun şiddetten arınmışlığın önemli bir özelliği olduğunu düşünüyoruz. Ne kavramın kendisini ne antrenmanları ne de kullanılan yöntemleri bir kalıp gibi algılamamak gerekiyor. Deneyimlenen her yönteme, o ülke ya da coğrafyanın öznel koşullarına uyum sağlayacak olan esnek bir yapı olarak bakmak gerekiyor. Üstelik uygunluk ve yaratıcılık temelinde algılandığı zaman çok daha farklı, ihtiyaçlara cevap verebilecek yeni yöntemler geliştirmek de mümkün.
Öncelikle belirtmek gerekiyor ki adını koyalım ya da koymayalım her tartışma ve karar alma sürecinde bir takım yöntemler kullanıyoruz. Bizim burada sözünü edeceğimiz yöntemler, grubun bütün üyelerinin aktif katılımını olanaklı kılmaya yönelik geliştirilmiş olmalarıdır. Bizim hiç de yabancısı olmadığımız ve “klasik” olarak değerlendirebileceğimiz yöntemler hiyerarşik bir yapıyı, dolayısıyla iktidarı ve “şiddet”i barındırıyor. Politik hedeflerimize uygunluk sağlayacak ve varılacak nihai hedefe giden her yolun “mübah” olmadığını, aksine; sürecin, gidilen yolla bir bütün olduğunu düşündüğümüz için farklı yöntemlere ihtiyaç duyuyoruz. Ancak önerilen yöntemleri her daim harfiyen uygulanacak bir kurallar bütünü olarak algılamamak gerekiyor.
Şiddetten arınmışlık antrenmanları; günlük hayatın dışına çıktığımız, kendimize ve alışkanlıklarımıza oyunlaştırmalarla bir de oradan baktığımız, bir prova bizim için. Çoğunlukla önceden belirlenmiş bir program dahilinde, belirlenmiş bir zaman diliminde gerçekleştiriyoruz antrenmanları. Önemli olan antrenmanlarda kullanılan yöntemlerin içselleştirilmesi ve gerçek hayattaki politik çalışmalarımızda uygulanabilmesidir. Antrenmanları alışkanlıklarımızın dönüştürülmesini olanaklı kılan bir geçiş evresi olarak görmek gerekiyor.
Önerdiğimiz yöntemlerin, tartışma süreçlerini kolaylaştırmak ve olabilecek gözden kaçmaları minimuma indirmek için bize olanak sağladığına inanıyoruz.
Zaman zaman bir kaç yöntemin bir arada ya da peş peşe uygulandığı egzersizlerde süreyi belirlemek için, zaman bölü kişi sayısı formülünü uyguluyoruz. Böylece her katılımcı için eşit bir zaman tanınmış oluyor. Kullanılan malzemeyi mümkün olduğunca basit ve her zaman her yerde bulunabilecek ve her yerde kullanılabilecek araçlardan seçiyoruz. Bu çoğu zaman çeşitli boylarda kağıtlar, renkli kalemler, birkaç top, …vb malzemeler oluyor.
Eğer şiddeti sorgulayacaksak öncelikle içinde bulunduğumuz grubun tartışma ve karar alma süreçlerindeki alışkanlıklara bakmamız gerekiyor. Kişisel deneyimlerimizin bize gösterdiği, sessiz çoğunluğu oluşturanlar ile sözü tekelinde tutan, genellikle “yönetici” sıfatını taşıyan “söz/iktidar sahipleri”dir. Bizim “sözün iktidarı” dediğimiz bu durum çoğu zaman içinde şiddeti barındırıyor. Oysa politik bir çalışmada/grupta yer alan her bireyin, o düşünceyi hedefine taşıyacak düşünce ve deneyim birikimlerini grubun bütünüyle paylaşabilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle deneyim ve bilgi birikiminin farklılığından doğan eşitsiz durumları ortadan kaldırmak, eşit koşullarda bir paylaşım ortamının sağlanmasından geçiyor. Kullanılan klasik yöntemler, bu paylaşımı olanaklı kılmıyor yazık ki.
Şiddetten arınmışlık kavramına getirilen eleştirilerin büyük bir bölümünü, uygulanan yöntemlerin fazlasıyla “batı” kaynaklı olduğu ve aslında bizim tarzımıza uygunluk göstermediği oluşturuyor. Ancak tarihsel sürece baktığımızda ilk uygulamaların Hindistan’da yani doğuda olduğunu görüyoruz. Bizim “Barış Ordusu” olarak çevirdiğimiz “SHANTI SENA” kavramı şiddetten arınmış yöntemlerle mücadele edecek olan insanlardan oluşan bir gruba dahil olmak için, bu kapsamda antrenmanlar yapılmasını öneriyor. 1970’lerden bugüne kadar özellikle yöresel çatışmaların çözümlenmesinde Shanti Sena’dan yararlanılıyor. Her ne kadar ilk uygulamalar Hindistan’da gerçekleştirilse de sonraki süreçte en yaygın kullanımın önce ABD’de, ardından da Batı Avrupa’da olduğunu biliyoruz. Türkiye’deki uygulamaların tarihi ise o kadar da eskiye dayanmıyor. Bizim için önemli olan ve gözden kaçırılmaması gereken nokta, şiddetten arınmış yöntemlerin her ülkenin öznel koşulları ve alışkanlıklarıyla yeniden şekil buluyor olmasıdır. Bunun şiddetten arınmışlığın önemli bir özelliği olduğunu düşünüyoruz. Ne kavramın kendisini ne antrenmanları ne de kullanılan yöntemleri bir kalıp gibi algılamamak gerekiyor. Deneyimlenen her yönteme, o ülke ya da coğrafyanın öznel koşullarına uyum sağlayacak olan esnek bir yapı olarak bakmak gerekiyor. Üstelik uygunluk ve yaratıcılık temelinde algılandığı zaman çok daha farklı, ihtiyaçlara cevap verebilecek yeni yöntemler geliştirmek de mümkün.
Öncelikle belirtmek gerekiyor ki adını koyalım ya da koymayalım her tartışma ve karar alma sürecinde bir takım yöntemler kullanıyoruz. Bizim burada sözünü edeceğimiz yöntemler, grubun bütün üyelerinin aktif katılımını olanaklı kılmaya yönelik geliştirilmiş olmalarıdır. Bizim hiç de yabancısı olmadığımız ve “klasik” olarak değerlendirebileceğimiz yöntemler hiyerarşik bir yapıyı, dolayısıyla iktidarı ve “şiddet”i barındırıyor. Politik hedeflerimize uygunluk sağlayacak ve varılacak nihai hedefe giden her yolun “mübah” olmadığını, aksine; sürecin, gidilen yolla bir bütün olduğunu düşündüğümüz için farklı yöntemlere ihtiyaç duyuyoruz. Ancak önerilen yöntemleri her daim harfiyen uygulanacak bir kurallar bütünü olarak algılamamak gerekiyor.
Şiddetten arınmışlık antrenmanları; günlük hayatın dışına çıktığımız, kendimize ve alışkanlıklarımıza oyunlaştırmalarla bir de oradan baktığımız, bir prova bizim için. Çoğunlukla önceden belirlenmiş bir program dahilinde, belirlenmiş bir zaman diliminde gerçekleştiriyoruz antrenmanları. Önemli olan antrenmanlarda kullanılan yöntemlerin içselleştirilmesi ve gerçek hayattaki politik çalışmalarımızda uygulanabilmesidir. Antrenmanları alışkanlıklarımızın dönüştürülmesini olanaklı kılan bir geçiş evresi olarak görmek gerekiyor.
Önerdiğimiz yöntemlerin, tartışma süreçlerini kolaylaştırmak ve olabilecek gözden kaçmaları minimuma indirmek için bize olanak sağladığına inanıyoruz.
Zaman zaman bir kaç yöntemin bir arada ya da peş peşe uygulandığı egzersizlerde süreyi belirlemek için, zaman bölü kişi sayısı formülünü uyguluyoruz. Böylece her katılımcı için eşit bir zaman tanınmış oluyor. Kullanılan malzemeyi mümkün olduğunca basit ve her zaman her yerde bulunabilecek ve her yerde kullanılabilecek araçlardan seçiyoruz. Bu çoğu zaman çeşitli boylarda kağıtlar, renkli kalemler, birkaç top, …vb malzemeler oluyor.
TUR
Grupta
bulunan herkesin birbirini görmesini olanaklı kılmak için bir daire
oluşturacak şekilde oturmak önemlidir. Üzerine konuşulacak konu
saptandıktan sonra dairede bulunan her hangi bir grup üyesi ilk sözü
alır. İlk konuşanın solundan sırayla herkes düşüncesini aktarır. Dikkat
edilmesi gereken nokta grupta bulunan kişi sayısı ve o konuya ayrılan
süredir. Bu basit bir hesaplamayla, tur başlamadan önce duyurulabilir.
Yani daha önce de sözünü ettiğimiz zaman bölü kişi sayısı herkesin
konuşmak için ne kadar zamanı olduğunu ortaya çıkarır. Ve bu sürenin
grubun bütün üyeleri tarafından gözetilmesi önemlidir.
Bu yöntemin en büyük avantajı herkesin düşüncesini söyleyebilme şansının olmasıdır. Elbette katılımcıların “pas” diyerek sözünü kullanmama ya da daha sonra kullanma hakkı saklıdır. Genellikle sınırlı süreler söz konusu olduğu için anlatılacak olanın çok iyi formüle edilmesi ve bütünlüklü bir anlatımın kullanılması avantaj yaratır. Konuya ilişkin düşünceyi en temel noktaları ile aktarmak dinleyenler için de büyük bir kolaylık sağlar. Yapılan kimi deneyler göstermiştir ki, uzun tutulan bir konuşmada dikkat dağılmakta ve aktarılmak istenen temel nokta pek çok ayrıntıya boğulduğunda dinleyenlerin aklında pek bir şey kalmamaktadır. Oysa konunun özüne dair bir konuşma hem zaman hem de anlaşılma açısından daha büyük avantaj sağlamaktadır. Tur yöntemi farklı amaçlar için kullanılabilir. Tartışılması istenen konunun çerçevesini oluşturmak, çerçevesi oluşmuş olan konu üzerine temel noktaların belirlenmesi ...vb. Sadece konu merkezli değil duyguların ortaya çıkarılması içinde kullanılabilir. “Flash turu” dediğimiz, duygu ya da düşüncelerin spot bir veya birkaç kelime ya da cümleyle dillendirildiği tur , grubun içinde olduğu atmosferi yansıtmak açısından yarar sağlar. Tur yönteminde kullanılan dilin önemi büyüktür. Kişiler kendi düşüncelerini ve duygularını anlatmaya özen göstermelidir. Bir kişiye yönelik ya da cevap hakkı doğuracak tarzdaki konuşmalar tur yöntemine uymayıp kişilerin dikkat ve motivasyonunu dağıtır. Tur yöntemi ilk kez uygulanacaksa kimi araçlar kullanmakta yarar vardır. Örneğin; ortaya konan her hangi bir nesneyi (bir top, bir kalem, bir oyuncak, ...vb) kim konuşuyorsa o eline alır. Eğer tur sırayla yapılıyorsa konuşması biten elindeki nesneyi sol yanındakine verir. Ancak her turun sıralı yapılması gerekmiyor. Bu durumda nesne dairenin ortasında durur. Konuşmak isteyen nesneyi eline aldığında konuşma sırası onundur ve konuşması bittiğinde nesneyi yine dairenin ortasına bırakır. Zaman konusunda yaşanabilecek sorunları ortadan kaldırmak için, her hangi bir nesne yerine kol saati de kullanılabilir. Konuşma sırası kimdeyse onun sağ tarafında oturan kişinin elinde saat olur. Önceden belirlenmiş olan süre dolduğunda saati konuşmacıya verir. Böylece konuşma sırası sol taraftaki kişiye geçmiş olur. Zaman içinde konuyla ilgili hassasiyet yerleşik hale geldiğinde daha rahat bir konuşma ortamı sağlanacağı için bu yöntemin basamaklarını uygulamaya gerek kalmaz. Tur yöntemi üzerine çeşitli egzersizleri okumak için buraya tıklayınız |
BAROMETRE
Konu merkezli antrenmanlarda
henüz tartışma sürecini başlatmadan, katılımcıların öznel düşünce ve
duruşlarını ortaya koymaya yarayan bir yöntemdir. Uygulamaya geçmeden
önce konunun ana hatlarını göstermeye yarayacak olan üç-beş arası
önerme/cümle hazırlanır. Yerde olduğu varsayılan düz bir çizginin bir
noktası 100 (önermeye tamamen katılıyorum), diğer noktası 0 (önermeye
kesinlikle katılmıyorum) noktası olarak belirlenir. Rakam yerine
“katılıyorum” ve “katılmıyorum” olarak da belirtilebilir. Önermeler tek
tek okunmaya başlar. Her önermeden sonra grup üyelerine belirli bir
süre tanınır. Bu süre içinde düşüncesinin hangi tarafa yakın olduğuna
karar veren grup üyesi o noktaya gider. Ancak kesinlikle uç noktalarda
konum belirlemek gerekmiyor. Az önce sözünü ettiğimiz, olduğu var
sayılan çizgi üzerinde ara bir nokta da belirlemek ve o noktada yer
almak mümkündür. Herkes konumunu belirledikten sonra kalan zamana göre
ya herkes ya da en uç noktalardan ve ortada yer alan bir kişiden neden
o noktayı seçtiği hakkında kısa bir bilgi alınır. Çıkabilecek
tartışmalar önlenmelidir. Yapılan açıklamaların ardından eğer kişiler
bir ikna süreci yaşarlarsa konumlarını değiştirebilirler. Ve bu
değişikliği de kısaca aktarmalarında yarar vardır.
Konunun kapsamına göre farklı sayıda hazırlanacak olan önermelerin karmaşık tanımlardan uzak yalın ve sade olması hem anlaşılmayı kolaylaştırır hem de temel düşünce ve duruşları ortaya çıkarır. Yapılan antrenmanın daha sonraki adımlarının oluşturulmasında da ipuçlarını ortaya çıkarır. Temel amaç, konunun kendisini tartışmaktan çok, bir giriş sağlamaktır. Bu yöntem bize ve grubun bütününe herkesin konunun hangi noktasında durduğu ve ne düşündüğü hakkında genel bir bilgi vermesi anlamında yarar sağlar. DUVAR KAĞIDI
Duvar
kağıdı hemen hemen her antrenmanda ve her egzersizde kullanılan temel
bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Öncelikle antrenman programının
tamamının duvara asılabilecek ve herkes tarafından kolaylıkla okunması
sağlanabilecek büyüklükte olması gerekmektedir. Sadece program değil,
sunum yapılacak konularda belli başlı noktaların yazılması, beyin
fırtınasında çıkanların kaydedilmesi, küçük ya da büyük grupta
konuşulanların özünü oluşturan kısa cümle ya da kelimelerin
kaydedilmesi, ...vb anlamlarda, grubun tamamı için daha net bir görüşü
sağlar. Konunun önemli olan noktalarını ortaya çıkarmak için büyük bir
kolaylık sağlar. Görsel hale getirilen bilginin insan beynindeki
kalıcılığı ve etkisi daha güçlüdür.
Antrenman boyunca asılı kalan duvar kağıtları geriye dönmek ve daha önce yapılan bir konuşmayı ya da bir kararı hatırlatmak açısından da pratik bir yarar sağlar gruba. Özellikle uzun süreli yapılan antrenmanlarda grubun tamamının mutabık kaldığı bir davranış kontratı oluşturulup duvar kağıdına kaydedilir ve antrenman boyunca asılı kalırsa, kontrata uyulmayan durumlarda hatırlatma yapmak veya çıkan yeni ihtiyaçlara göre yeni bir madde eklemek olabilecek gerilimleri bertaraf etmekte kolaylık sağlar. |
Toparlama - DeĞerlendirme - Karar Verme
Grubun
karar vermesi gereken her hangi bir konuda, bireylerin ihtiyaçlarından
yola çıkarak bir karar vermek ve önem derecelendirmesi yapmak için
kullanılabilecek bir yöntemdir. Örneğin bir konunun kapsamına
girebilecek ve ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken başlıklar olduğu
zaman öncelikle başlanacak olan yani diğer başlıklara göre daha önemli
olanın ortaya çıkartılması ve diğer başlıkların da sıralandırılmasını
sağlar.
Konuyla ilgili olabilecek bütün başlıklar ya da öneriler duvar kağıdına yazılır. Gruptaki bütün üyelerin öncelikli olmasını istedikleri başlığa verebilecekleri iki ya da üç puanları vardır. Bu puanlar için küçük kağıt parçaları kullanılabilir. Ve herkes önemli bulduğu konu ya da konuların yanına bu kağıtları yapıştırarak eğilimini belirler. Eğer önemli bulunan tek bir konuysa puanların tümü bu başlığa yapıştırılabilir. Sonuçta ortaya çıkan manzara grup için öncelikli olan ve ardından gelecek olanları belirlemeye yarayan bir haritaya kavuşmuş olur. Daha sonraki süreçlerde bu tabloya bakılarak adım atmak grubun işini kolaylaştırır.
Çok çeşitli karar alma süreçlerinde kullanılabilecek bir yöntemdir. Bu bir konunun farklı başlıkları olabileceği gibi bir grup adını belirlemek ya da tatilde gidilmesi düşünülen yerlerin bir listesi de olabilir.
Konuyla ilgili olabilecek bütün başlıklar ya da öneriler duvar kağıdına yazılır. Gruptaki bütün üyelerin öncelikli olmasını istedikleri başlığa verebilecekleri iki ya da üç puanları vardır. Bu puanlar için küçük kağıt parçaları kullanılabilir. Ve herkes önemli bulduğu konu ya da konuların yanına bu kağıtları yapıştırarak eğilimini belirler. Eğer önemli bulunan tek bir konuysa puanların tümü bu başlığa yapıştırılabilir. Sonuçta ortaya çıkan manzara grup için öncelikli olan ve ardından gelecek olanları belirlemeye yarayan bir haritaya kavuşmuş olur. Daha sonraki süreçlerde bu tabloya bakılarak adım atmak grubun işini kolaylaştırır.
Çok çeşitli karar alma süreçlerinde kullanılabilecek bir yöntemdir. Bu bir konunun farklı başlıkları olabileceği gibi bir grup adını belirlemek ya da tatilde gidilmesi düşünülen yerlerin bir listesi de olabilir.







