ŞİDDETSİZLİK
  • Ana Sayfa
  • Teori
    • Siddetsizlik
    • Sivil İtaatsizlik>
      • Vicdani Ret
    • Siddetsizlik Konuları
    • Queer (KUİR)
  • Antrenman Araçları
    • Antrenörlere>
      • Bir Antrenman Nasıl Gerçekleştirilir?>
        • İpuçları
    • Araçlar>
      • Temel Yöntemler
      • Tiyatral Yöntemler
      • Egzersizler
      • Oyunlar
  • Doğrudan Eylem
  • Makaleler
  • Kaynaklar
    • Şiddet Kültüründe şiddetten arınmışlık
  • Videolar
  • Linkler
  • Blog

Yabancılar Yabancılarla Karşılaştığında Bir Antrenmanın İlk Saatleri

Gün Planı:

17.00 Geliş
19.30 Karşılama, antrenörlerin kendilerini tanıtmaları
20.00 Antrenmana giriş: Günün içinde yolculuk
İsim oyunu 1
21.30 Bitiş
08.30 Soluk egzersisi / Oyun
08.40 İsim oyunu 2
08.50 'N'aber' turu
Organisazyona ilişkin / Programın tanıtılması
09.10 Beklenti ve endişeler
09.30 Karşılıklı davranış üzerine kontrat
10.30 Mola
11.00 Antrenman ilke ve amaçları, pratik adımlar, amaçlar
11.15 İlgi grubu nedir? İlgi gruplarının oluşumu
12.30 Öğle molası
---------------------------------------------------------------------------------------

Antrenman tarzı çalışmalara katılmak, grupta ve konuda yoğunlaşan bir çalışma ve yaşam tarzını, alışık olunan çevrenin yerine geçirmektir. Başlangıçta, yeni insanlarla tanışmaya ve gündelik yaşamın son günlerinden kopmaya dair beklenti ve endişeler vardır. Bunun dışında, konuya girme ve yeni içeriklerle ilgilenme isteği de yoğundur. Bir insanı antrenmana katılmaya yönelten çeşitli itkiler olabilir:

- Yeni insanlarla tanışmaya duyulan ilgi; antrenman, benzer konularda çalışan insanlarla tanışma fırsatını sunar.
- Gündelik yaşamdan "kaçış"; antrenman, alışılmış yaşam ritminden uzaklaşma fırsatını veren bir ara olarak algılanır.
- Konuya yoğunlaşma isteği; antrenman, dış etkiler tarafından engellenmeksizin bir konuyu ayrıntılı biçimde ele alma imkanını tanır;
- Baskıdan dolayı katılım; en olumsuz durumda, insanlar bir grup veya kurum içindeki açık ya da örtülü baskılar yüzünden antrenmana katılırlar.

Antrenmanın tasarlanmasında bu durum ve itkiler dikkate alınmalıdır. Sıralanan noktalar arasında özellikle sonuncusu, antrenmanın hazırlık sürecinde yer alan örgütler arasında konu edilmelidir. İlkede, şiddetten arınmışlık antremanına katılımın, gönüllülük esasına bağlı olması öngörüldüğü halde, bazı katılımcıların biraz gönülsüz ve dolayısıyla mesafeli oldukları farkedilebilir. Konuya yoğunlaşma isteği, yeni insanlara ilgi ve günlük yaşamdan "kaçış", katılımcılarda değişik oranlarda bulunabilen duygu halleridir. Bazı katılımcılar fazla zaman harcamadan konuya girmekte ısrar ederlerken, bazıları da diğer insanlarla ilişki kurmayı önemserler. Herkesin aklı, yaşadığı son günlere takılmış olarak gelir. Tüm ihtiyaçların aynı anda karşılanması mümkün olmadığı için, ilk zamanlarda sıkça gerginlikler yaşanbilir.

Gündelik yaşamın "bir kenara bırakılması" ve katılımcıların birbirleriyle tanışmasının ardından, konuya bir ilk girişle antrenman başlar. Bu aşamada yaptığımız egzersizlerde „Ben-sen-biz" şemasının adımlarını izleriz. İlk adımda; kişiler kendileriyle, kendi düşünceleriyle ilgilenirler. Bu egzersizlerde, diğerleriyle bağlantı kurulmaz. İkinci adımda; bütün gruba değil, sadece tekil kişilere veya küçük gruplara yönelinir. Ancak üçüncü adımda; bütün grup birlikte veya tekiller bütün grup önünde hareket ederler. Duygu hallerine ve itkilere seslenirken de, kullandığımız yöntemlerde de bu sıralamayı izleriz.

Teknik meselelerin çözümünden sonraki ilk saatlerde, gündelik yaşamı geride bırakmaya ve antrenmanın havasına girmeye yardım eden egzersizler sunulur. Bu egzersizlerin ilk bölümünde, katılımcılara kendileriyle yalnız kalabildikleri, geride bıraktıklarını akıllarından geçirebilecekleri birkaç dakikalık bir kendini dinleme zamanı tanınır. Bunun için „günün içinde yolculuk" adlı egzersizi öneririz. Genellikle gündelik yaşantıya tam bir veda gerçekleşmez; tortular kalır. Ama geride kalan son günlerle hesaplaşmak, zihinlerin antrenmana yoğunlaşmasına yardım eder. „Günün içinde kısa yolculuk" sırasında, gelecek haftalara da yönelmek mümkündür. Katılımcılar, antrenman hakkında önceden neler hissettiklerini bir daha gözden geçirebilirler.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------
Egzersiz: Günün içinde yolculuk

Katılımcılar sandalyelerden oluşan dairede rahatça otururlar. Alçak sesli, yoğunlaştırıcı bir müzik çalınır. Sakin bir sesle, alttaki yazı okunur. İki dilli gruplarda cümle cümle iki dilde de okunabilir. Her cümleden sonra, en azından parantez içinde belirtilen soluk süresi kadar ara verilmeli. Günün içinde yolculuk için bir yazı:
Rahat otur. (2 soluk arası)
Gözlerini kapa. Bedenini hisset. (3)
Rahat oturuyorsun. (2)
Soluğunu hisset. (4)
Düzenli ve sakin soluk alıyorsun. (2)
Şimdi günün içinde bir yolculuğa çıkıyorsun. Sabahla başla. (1)
Nasıl uyandın? (4)
Kimlerle karşılaştın? (4)
Sabah hangi düşünceler içindeydin? (6)
Öğlen oluyor. Ne yedin? (3)
Antrenman yaklaşıyor. Antrenman mekanına doğru yoldasın. (6)
Hangi manzaraları görüyorsun? (3)
Hava nasıl? (3)
Antrenmana katılan başka insanlarla karşılaşıyorsun. Karşılaşma anı nasıl? (5)
Yüzleri hatırla. (5)
Kim ilgini çekiyor? (4)
Neleri merakla bekliyorsun? (4)
Bu mekana giriyorsun ve etrafına bakınıyorsun. İlk izlenimin nedir? (4)
Sandalyenin üstünde rahat oturuyorsun. (2)
Soluğun yavaş. (1)
Parmaklarını kımıldatıyorsun. (1)
Gerilmeye başlıyorsun. (3)
Gözlerini aç ve bulunduğun mekana bak. (3)
Konuşmadan ayağa kalk ve duvarlara, camlara, eşyalara ve çiçeklere dokun. (Ara)
Dokunuş nasıl? Sert veya yumuşak mı, sıcak veya soğuk mu, pürüzlü veya düzgün mü? (Ara)
Şimdi önündeki haftayı birlikte geçireceğin insanlara bak. (Ara)
Gözlerine bak, başını eğ. (Ara)
Dikkatlice omuzlarına dokun. (Ara)
Birine elini uzat, ilerle, giderek daha fazla insanı selamla. (Ara)
Selamlar samimileşiyor. Herkes istediği kadar samimi.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Her kişi grup içinde kendi yerini bulmalıdır, bu yüzden de başlangıçta bir gerilim oluşur. Kişi kendini açma gereksinimi ile kırılgan olduğu noktaları açığa çıkarmamak için gösterdiği dikkat arasında ikilemdedir. Kimileri bekleme ve gözleme tutumunu benimserken, kimileri de coşkulu ve kendini öne çıkaran bir tavır gösterirler. Herkesin diğerlerini şımarık, ağır başlı, aktif, geveze gibi kategorilere sokmasıyla, sürecin devamında belirleyici olan ilk izlenimler oluşur. Bu kategoriler ilk tedirginliklerin aşılmasında yardımcıdır; kişilere bir hareket çerçevesi sunar. Diğer yandan; önyargısız bir tanışmayı da engeller. Bu nedenle, katılımcıların başlangıç aşamasında, tanışabilecekleri rahat bir ortam oluşturulmalıdır. İlk güven ancak, farklılıkların baştan kabul edildiği bir ortamda oluşabilir. İnsanlar çiftler veya küçük gruplar halinde, kimi soruların yardımıyla tanışabilirler. Bu sorular var olan kültürel ve sosyal ayırımlara değil, kişilerin antrenmana katılma nedenlerine yönelmelidir. Klişeler üzerinden yürümeyen bir tanışma, ilk önyargıların sorgulanmasında yararlı olabilir.

Ortak bir dil mevcut değilse, özellikle seminerin giriş bölümü için özel bir hazırlık yapılmalıdır. İki dilli başlangıçla, katılımcıların bu konudaki çekingenlikleri ortadan kaldırılabilir. Ama insanlar arasındaki birebir ilişkilerde de çözülmesi gereken bir dil sorunu mevcuttur. İnsanların bir yandan bu soruna çözüm yolları ararken oyun aracılığıyla tanışabildikleri bir egzersiz önerilir. Açıkça kimin hangi dilleri konuştuğunu sormak, daha eğitimliler ve daha az eğitimliler ayırımına yol açar.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Oyun: İsim oyunu 1
Dairde içinde ayakta durulur, bir kişi ismini söyler ve kendisinin tipik bir hareketini gösterir. Sırayla herkes öncekilerin isimlerini ve hareketlerini tekrarlayarak, kendini aynı şekilde tanıtır.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Oyun: İsim oyunu 2
Daire içinde ayakta durulur, bir kişi özel bir yürüyüş tarzıyla daireden geçer, ismini söyler ve yürürken yöneldiği kişiyi tanıtır.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Oyun: Atom oyunu:
Herkes (belki müzik eşliğinde) mekanda hareket eder, bir kişi oyunu yönetir. Yönetici bir sayı söyler. Şimdi, söylenen sayıda kişiyi kapsayan gruplar oluşturulmalı. Grubun üye sayısına bölünebilen tüm sayıları söylemek mümkün. Bu oyun çalışmanın devamında tesadüfi küçük gruplar oluşturmak için de, karşılıklı soru sorarak tanışma için de uygundur. Soru örnekleri:- Buraya nasıl geldin?- Nerede ve nasıl yaşıyorsun?- Nerede çalışıyorsun?- Yoğunlaştıgın konular neler?
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Antrenmana girişe ve tanışmaya zaman ayırmak, konuya çabuk girme isteğiyle çelişebilir. Bu istek, konuya duyulan ilgiden kaynaklanır. Yanı sıra şu da vardır ki, siyasi gruplar içinde en bilindik tarz, içeriksel tartışmadır ve katılımcılar için bu, kişisel konuların açılmasından daha güvenilirdir. Birkaç gün veya birkaç hafta süren bir antrenman sırasında içeriksel tartışmaya yeterince zaman ayrılacağı belirtilirse, ilk günden konuya girilmesine gerek kalmaz. Programın ana hatlarının çizilmesi, grubun çalışma ve yaşam düzeninin belirtilmesi ilk gün için daha uygundur. Katılımcılar, özellikle ilk zamanlarda desteğe ihtiyaç duyarlar. Bu aşama antrenörler tarafından, tedirginliklerin giderilmesini sağlayacak netlikte düzenlenmelidir. Giriş konuları, tanışma ve gündelik yaşamdan konuya yönelme imkanlarını sunar. İlk aşamada antrenörler belirli bir otoriteye sahiptirler. Grubun amaçlarının ve çalışma ağırlıklarının belirlenmesinde onlara güvenilir. Görevleri, bu fiili ve kısmen gönüllü bağımlılıktan katılımcıları çıkartmaktır. Antrenörlerin özalgılayışlarında sorgulamaları gereken bu otorite, katılımcıların denetimindedir ve genellikle kısa bir süre içinde onlar tarafından da sorgulanır. Antrenörlere ilk dönemde verilen güven avansından sonra, katılımcılar bu güveni duymamaya ve yönetilmeyi kabul etmemeye başlarlar. Bağımsızlık isteği ile yönetilme isteği arasında kalırlar. Yoksul ve zengin ülkelerden katılımcıların bulunduğu bir antremanda, antrenörlerin sadece işlevleri değil, geldikleri yer de sorgulanır. İfadelerinin başka ülkeler için de geçerliliğinden şüphelenilir. Gelişmiş ülkelerden gelen insanlar olarak „misyonerlik"le suçlanırlar. Bir katılımcı şöyle özetlemişti: „Öğrenmek istiyorum ama cahil öğrenci muamelesiyle karşılaşmak istemiyorum."

Antrenörler ve katılımcılar arasında başlangıçta var olan ve yönetimi gerektiren eşitsizlik antremanın konularıyla ilişkilidir. Başından itibaren olayın içinde bulunanlar antrenörlerdir; program taslağını çizerler, antrenman öncesi günleri kendilerini hazırlamakla geçirirler. Antrenmana girme tarzları ilk egsersizlerin, belki de bütün antrenmanın algılanışını etkileyecektir. Katılımcılar antrenörlerin açık ve örtülü yönergelerine göre hareket ederler. Şiddetten arınmışlık antrenmanı için buradan çıkan sonuç, olabildiğince kısa sürede herkesin doğrudan katılımının gerçekleşmesi gereğidir. Antrenmanın amacı, ütopyamızın bir bölümünü yansıtmaktır, bu nedenle; araçlar ve amaçlar burada da uyumlu ve uygun olmalıdır. Konuya girmek sadece nesnel konunun belirlenmesi değil, yöntemsel yaklaşımın da gündeme getirilmesidir. Antrenman nedir? Kavram tedirginliklere yol açabilir, bu nedenle antrenmanın başında konu edilmelidir. Öncesinde, tüm katılımcıların gelmiş olması ve "nerede uyuyacağım, yiyeceğim ve çalışacağım, önümüzdeki günlerde kimlerle muhatap olacağım..." gibi soruların açıklığa kavuşturulması önemlidir. Antrenman yöntemi konu alınırken, antrenörlerin işlevlerine ve amaçlarına değinilmelidir. Antrenörlerin bu soruları yanıtladıkları sırada gösterdikleri içtenlik, antremana başlangıç evresindeki ortamı etkileyecektir. İfade edilen endişe ve beklentilerin ele alınma tarzı, bu samimiyetin belirleyici unsurudur. Kendilerinin şüphe duydukları zayıf noktalarına değinmiş olmaları katılımcılar için yol açıcı olacaktır. Özellikle endişeleri ifade etmek, katılımcılar için cesaret isteyen bir adımdır. Bu nedenle; endişe ve beklentilerin işlendiği bölüm, fikir alışverişine yeterince zaman ayrılacağı ve ifade edilen noktaların sonraki programda dikkate alınabileceği biçimde tasarlanmalıdır. Yani programın tasarlanması çok katı olmamalı, grup ve antrenörlerin esnek şekillendirmelerine açık tutulmalıdır.

Foça'da konuya girmeden önce, şiddetten arınmışlık ilkeleri esasında karşılıklı davranışı ele alındı. Endişe ve beklentilerin ifade edilmesinin yanı sıra grup içindeki davranış ilkeleri ve ilgi gruplarının oluşturulması da bu kapsamdadır. Böylece, şiddetten arınmış grup çalışması hakkında yöntemsel araçlar edinilir. İlgi grupları ve davranış anlaşmasının şiddetten arınmışlıkla genel bağlamda ilişkileri açıklanmalıdır. Foça'da bu ihmal edildi ve şiddetten arınmış eylem antrenmanın ne olduğu konuşılmadı; böylece, antrenörler tarafından inşaa edilmesi gereken çerçeve oluşmadı. Tersine, programın bazı unsurları kimi katılımcılar için anlaşılmazdı ve ancak başlangıçtaki güven ve otorite sayesinde, çatışkıların patlaması ertelendi. Önce ilgi gruplarının oluşumunda sonra da antrenman içeriğine girişte çatışkılar ortaya çıktı. Böylece, başta ihmal ettiğimizi sonradan ekledik: Genel bağlam kuruldu, antrenörlerin özanlayışı açıklandı ve şiddetten arınmış eylem antrenmanının çalışma tarzı belirtildi.

Karşılıklı Davranış Üzerine
Şiddetten arınmışlık antrenmanında grup bizzat kendisini örgütler. Grup; toplumda kendisini çevreleyen kurallardan arınmalı ve amaçladığımız ütopyanın izini sürmeli. Bu; bireylerin, grubun ve temanın antrenman süresi içinde bir bağlam oluşturdukları anlamına gelir.

Konumerkezli Enteraksiyon (1)

Konumerkezli enteraksiyon konsepti, bu talepleri gerçekleştirmeye çalışan bir modeldir. Psikoanalist Ruth Cohn tarafından geliştirildi ve yaygınlaştırıldı. Cohn'un çıkış noktası, terapatik çalışmanın ben-güçlendirici unsurlarının günlük yaşama taşınabilmesi ve böylece bütünlükçü, bütün kişiliğe hitap eden bir öğrenim, yaşam ve çalışma ortamının oluşması sorusuydu. Burada kafanın, yüreğin ve kolun, öğrenim ve çalışma süreçlerine etkin biçimde katılması öngörülür. Konseptin temel fikirleri şunlardır:
- Söz konusu tema, grup içi enteraksiyon ve bireyin katılımı arasında bir denge aranır.
- Grubun çevresine ve tek tek üyelerin çevrelerine dikkat edilir ve bunlar da çalışmaya aktarılır.
- Ortada görünen ve grup için şeffaf olan bir yönetim mevcuttur. Yönetim, bireyin özerkliğini esas alır ve hem bu özerkliği hem de bireylerin kendilerine ve ötekilere karşı duyarlılıklarını güçlendirmelidir. Amaç; güvenli ve korkusuz bir grup ortamı oluşturmaktır.
- Tema ilkesi tutarlılıkla takip edilir. Her çalışma bölümü, grubun ilgilenmek istediği bir konuyla ilgilidir. Bu, öğrenimin kaynağı olarak bizzat süreci merkeze alan diğer grup çalışması yöntemleriyle arasındaki farkı oluşturur.
- Grup, ortak çalışma için geçerli olan davranış ilkeleri üzerinde anlaşır.

Konumerkezli enteraksiyon sistemi üç temel teze, üç aksiyoma dayanır. Bu aksiyomlardan çeşitli talep ve ek kurallar türer.

Aksiyomlar:

Varoluşsal-antropolojik aksiyom
İnsan hem bağımsız bireydir hem de evrenin parçasıdır; yani, özerktir ve ilişkiler bütünlüğünün içindedir.

Ahlaki-toplumsal aksiyom
Her canlı ve onun gelişimi saygıyı hak eder. İnsani olan değerlidir, insanlık dışı olansa tehditkardır.

Pragmatik-politik aksiyom
İnsan, iradi karar yetisine sahiptir, bunu yaparken belli sınırlara göre hareket eder ve bu sınırları değiştirirebilir. İnsan tek başına, ne kudretli ne de acizdir...

Konumerkezli Enteraksiyon'un Talepleri

„Kendi yöneticin ol"
Kendin için sorumluluk al, konuya ve gruba karşı yaklaşımını belirle. Ne zaman, ne söylemek istediğini kararlaştır, diğerlerinin de aynı şekilde davranacaklarına güven.

„Rahatsızlıklara uygun ölçüde yer ver"
Grup veya kendinle ilgili rahatsızlıklarını ifade etmelisin. Acı, yorgunluk, sıkıntı ya da güçlü bir tiksinti söz konusu olabilir. Eğer gerçekten izleyemiyorsan, sürmekte olan tartışmayı kes. Gerçi, bu durumda çalışmanın akışı bozulabilir ama konumerkezli enteraksiyon, ifade edilmeyen bir rahatsızlığın, er veya geç çalışmanın akışını kesintiye uğratacağını ve çalışmanın sonucunu kötü etkileyeceğini ileri sürer.

Ek Kurallar:

„'Ben' olarak konuş, 'biz' ya da 'insanlar' olarak değil"
Kendi duygularına dikkat et ve onları oldukları gibi ortaya koy. „Biz", „insanlar" veya pasif hal, yersiz ve genellikle kişinin duygularını ve görüşlerini grup ya da kamu için geçerli kılan genellemelerdir.

„Aynı anda sadece tek kişi konuşur"
Kimse, aynı anda birkaç konuşmacıyı birden dinleyemez. Herkesin konuşulan üzerinde yoğunlaşabilmesi için, aynı anda daima bir tek kişi konuşmalı. Kıyıda köşede konuşmalar sürdürülüyorsa, bu önemlidir: Konuşanlar ya fazla ilgilidirler ya da hiç. Yan sohbetlerin gruba açılması mümkün.

„Otantik ol, neye katılacağına kendin karar ver"
Kendi keyif ve isteklerine dikkat et, neyi, kime yönelik söylemek istediğini ve hangi egzersizlere katılacağını kendin kararlaştır. Antrenörler, belli egzersizler öncesinde, katılımların gönüllülük temelinde olduğunu ve rahatsızlık duydukları zaman ara verebileceklerini tekrar tekrar vurgulamalılar.

Aşağıda konumerkezli enteraksiyonun, sayılanlar dışında içerdiği diğer taleplere dokunmadan, şiddetten arınmışlıkla ilgili antrenman çalışmalarından çıkan önerilere yer veriliyor:

„Aynı zaman, aynı mekan"
Grubun her bireyi, düşüncesini ifade etmek için aşağı yukarı eşit zamana sahip olmalı. Bunu sağlamak için basit bir kural yardımcı olur. Bir konuya yarım saatlik bir vakit ayrıldıysa ve grup on kişiden oluşuyorsa, her kişi toplam üç dakika konuşabilir. Bu kolay formül aracılığıyla herkes kişi başına düşen zamanı hesaplayabilir: Ayrılmış zaman bölü varolan katılımcı sayısı eşittir kişi başına düşen konuşma zamanı.

„Antrenörlerin yönetimi şeffaftır"
Antrenörler, egzersiz ve oyunların amaçlarını kamuya açarlar. Katılımcıların onayıyla bu ilke bazı bölümler için yürürlükten kaldırılabilir. Planlama süreci katılımcılara açıktır, yani; aktif olarak katılmadan antrenörlerin toplantılarını izleyebilirler.

„Aşağılamak değil, yapıcı eleştiri"
Kişiler diğerleri hakkında kırıcı biçimde konuşmamalı. Ancak bu, eleştiriyi olanaksızlaştırmaz. Varolan eleştiriler, yöneltilen kişi tarafından kabul edilebilecek biçimde ifade edilmeli. Bunun için ayrıca „eleştiri kuralları" ortaya konulabilir.

„Sadece kendini öner"
Her birey, bir sorumluluğu üstlenme konusunda kendisini yoklar. Asla başkasını bir göreve önermez.

Konumerkezli enteraksiyon sisteminde talepler çalışma zemini olarak, ek kurallarsa grup içinde her kişinin ve tüm grubun gereksinimlerinin ve ilgilerinin dikkate alındığı bir ilişki hukuku sağlamaya yönelik öneriler olarak algılanmalı. Konumerkezli enteraksiyonun talepleri şiddetten arınmışlığın iddialarıyla özdeştir, bu yüzden antrenman çalışmasında yardımcı araç olarak kullanılabilir. Aynı şekilde, katılımcılarla antrenörlerin endişe ve beklentilerinden yola çıkan bir kontrat oluşturmak, gerekirse kontrata konumerkezli enteraksiyonun taleplerini ve ek kurallarını eklemek de mümkündür. Burada önemli olan, kontratın bütünlüğünden çok ortak bir karar alma sürecidir. Kimi noktaların kontrat dışında kalması ve grup içinde bir sorun doğması gibi durumlarda kontrat genişletilebilir. Böylelikle, antrenmandan sonra da geçerliliğini koruyabilecek, epey kapsamlı bir ilişki hukuku çizilmiş olur.

Anlaşmalar veya kontratlar grubun ilkede özerkliğine işaret eder. Kendi kurallarını bizzat belirler, bunları şeffaf hale getirir ve kaydeder. Kaydetmek, bu kuralların sonsuza dek geçerli olacakları anlamına gelmez. Kontrat, kararlaştırılan prosedür ile yine yürürlülükten kaldırılabilir. Kontratın tek kişi tarafından geçersizleştirilmesi, grup tarafından ortak anlaşmaya dayanılarak „yargılanabilir". Kontrat ihlalinin olası sonuçları, kontratın yeniden tartışmaya açılması ve gerektiğinde ortak bir kararla yürürlükten kaldırılması veya değiştirilmesi olabilir. Ancak, „kaçamak ihlaller" engellenmelidir.

Ben-Biz-Tema: Çevre Çemberi İçerisindeki Konumerkezli Enteraksiyon Üçgeni

Davranış anlaşmaları dışında, konumerkezli enteraksiyon için ben (kişi), biz (grup) ve tema arasındaki ilişki önem taşımaktadır. Bu üç faktör için optimal şartların oluşması amacıyla, üçgen içerisinde dinamik bir denge geliştirilmeli. Özgerçekleştirme, işbirliği ve sorun çözümü böylece uyumlu şekilde sağlanır. Üçgen, tüm grubu ve tek tek üyelerini etkileyen bir çevre içerisinde bulunmaktadır. Kastedilen çevre; zamanı, mekanı, doğayı, toplumu, geçmişin, günümüzün ve geleceğin insanlarını, böylece, aktüel, kültürel ve politik etkileri kadar; cinslere özel ve tipik bir ortam sosyalizasyonu da kapsar.

Grup içi süreç, çevreyi dikkate alarak üç faktör arasındaki denge korunduğu oranda başarılıdır. Bir ucun fazla yoğunluk kazanması, öteki unsurların doğrudan dışarıda bırakılmasını beraberinde getirir ve böylece, bütün süreci olumsuz biçimde etkiler. Bireye yönelik bir çalışma tarzı baskın ise, gruba ve temaya yeterince yer verilmez. Tema fazla ağırlığa sahip ise, tekillerin ve grubun ihtiyaçları ihmal edilir. Grup kendisini fazlasıyla ön plana çıkarırsa, temaya yönelik pek sonuca varamaz. Antrenmanda her çalışma biriminin bu üç faktörün her birine aynı ölçüde hitap etmesi mümkün değildir. Bu nedenle, örneğin; tüm grupla ortaklaşa yürütülen teori ağırlıklı bir çalışmanın ardından, bireylerin üretilenleri hazmedebilecekleri bir bölüme geçilmeli. Faktörler arası denge zaman ölçülü bir hesap değil, duruma uygunlaştırmakla ilişkilidir. Grup içinde ciddi sorunlar ortaya çıktığında, (yine daha uzun bir süre için temaya dönmek üzere), öncelikle bu sorunlar çözülmelidir. Dengenin korunmasından hem antrenörler hem de katılımcılar sorumludur. Antrenörlerin daha hazırlık sürecinde programı bu doğrultuda tasarlamaları gereklidir. Grubun anlık bir durumunu açıklayabilmek için bu modeli kullanabilirler.

Antrenmanda Davranış Kontratı

Foça'daki antrenmanın seçtiğimiz gidişatı için, sözü edilen düşünceleri uygulamaya geçirmeye çalıştık. Başlangıçta beklentilerin ve endişelerin ortaya çıkarılması için kart yöntemini kullandık, çünkü bu yöntemde; katılımcıların kendi duygularını başkalarının ifadelerinden bağımsız olarak dile getirmeleri mümkündür. Kartlar toplandı, karıştırıldı ve okundu. Kartların yazarları ise isimsiz kaldı.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Egzersis: Beklentiler ve endişeler:
Yeterli bir 'ilk tanışma' sürecinden sonra, katılımcılar beklentilerini ve endişelerini değişik renkte kartlara yazar. Herkesin üç beklenti ve endişeden fazla yazmaması gibi bir sınır konulabilir. Kartlar toplanır, okunur ve duvar gazetesine yapıştırılır. Burada benzeri beklentileri ve endişeleri biraraya toplamak mümkün. Katılımcıların beraberlerinde getirdikleri beklentilerin gözden çıkarılmaması için, bu duvar gazetesi tüm antrenman süresi içinde asılı kalabilir. Dile getirilen beklentilerden ve endişelerden yola çıkılarak, ardından davranış anlaşması geliştirilir. Daha sonraki programın sunumunda, hangi beklentilerin karşılanmasının olanaklı olabileceği gösterilmeli.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Toplanan beklentiler şunlardı:
Türkiyeli insanların devlet baskısıyla nasıl başa çıktıklarını öğrenmek / şiddetten arınmışlığa dair bilgileri arttırmak / cinslere özel şiddet tecrübelerini ve etkilerini konu etmek / Türkiye'de gelecekte daha fazla antrenman gerçekleştirmek / şiddetten arınmışlığa dair bilgileri derinleştirmek / şiddetten arınmışlık konusunda netlik kazanmak / antrenmanda edinilen deneyleri kendi çalışmasına entegre etmek / uluslararası ilişkileri birkaç kişiden öte ağlaştırmak / beraberlik duygusunu geliştirmek / programı tasrifi uygulamak / Türkiye'deki siyasi çalışmanın imkanlılıklarını öğrenmek / korku ve güçsüzlük duygularıya nasıl başa çıkıldığını öğrenmek / şiddetten arınmış eylemin ne olduğunu keşfetmek.

Endişe olarak toplanan bazı noktalar şunlardı:
Grup olarak ortak bir dile kavuşamamak / pratik çalışmaya fazla katkı sunamamak / sabahları çok erken kalkmak zorunda kalmak / duyguları ifade etme korkusu / dil sorunlarını ve uyuşmazlıkları çözememek / zaman darlığı yüzünden oluşan kötü atmosfer / polisle yaşanan zorluklar / özürlülüğümden dolayı katılamıyacağım egzersizler / korkuları tanımlamak / yeterince uyuyamamak / birbirimizi anlamaya yeterli zaman ayırmamak.

Bunu izleyen tartışmada, ifade edilen toplu beklentilerden ve endişelerden yola çıkarak, davranış için şu ilkeler belirlendi:
Dakiklik / aktif olabilmek / ötekilerini saygıyla karşılamak / açıklık / dinlemek / söz kesmemek / şeffaflık / gönüllülük / özsorumluluk / yapıcı eleştiri.

--------------------------------------------------------------------------------------------
Egzersis: Davranış anlaşması
Genel toplantıda, katılımcılar kendi beklentilerinden ve endişelerinden yola çıkarak, antrenman süresi içinde karşılıklı davranış ilkeleri hakkında isteklerini formüle ederler. Bu istekler toplanır. Toplandıktan sonra çeşitli öneriler üzerinde tartışılır ve ancak bir noktada konsensus sağlandığında, bu anlaşmaya alınır. Kontrat bir duvar gazetesine yazıldıktan sonra, herkes tarafından imzalanır. Böylece katılımcılar onaylarını belirtirler. İmzalı kontrat herkes için görünür biçimde asılır ve antrenman boyunca yerinde kalır.
----------------------------------------------------------------------------------------------------

Antrenmanın gidişatında, grup içinde karşılıklı saygıyı içeren bir birliktelik duygusu geliştiği için, kağıda dökülen kurallar önemini kaybetti. Yalnız, antrenmanın ilk döneminde bir çatışkı patlak verdiğinde, çatışkı üzerine yapılan konuşma kapsamında bazı anlaşmalar vurgulandı.

Konumerkezli enteraksiyonun içerdiği fikirler, grup çalışmasıyla geliştirilmedi. „Ben-biz-tema-çevre" şemasının yardımıyla gruba sunuldu ve tartışmaya açıldı. Ancak şiddetten arınmışlığa ilişkin bağlamlar yeterince açıklanamadı. Böylece, ayrıca ilgi gruplarının oluşmasını da kapsayan ve bir öğle sonrası oturumu boyunca süren bu çalışma, fazla yöntem endeksli olarak algılandı. Katılımcılar sabırsızlandılar ve sonuçta „ciddi biçimde" şiddetten arınmışlık konusuna yönelmeyi istediler.

Notlar

(1) Bu konsept, Langmaack, Barbara / Braune-Krickau, Michael, „Wie die Gruppe laufen lernt", Weinheim 1995, 5.baskı, s.97'ye göre açıklanmıştır.

Çeviri: Deniz Yücel / Figen Yücel

>>> İÇİNDEKİLER SAYFASINA DÖN
Create a free website with Weebly